| Merkez Bankası Döviz Kuru | |||
| ALIŞ | SATIŞ | ||
| USD | 44,6355 | 44,7159 | |
| EURO | 52,1729 | 52,2669 | |
| Bugün: | 4 |
| Dün: | 38 |
| Toplam: | 1571 |
Herkes İçin Adalet Derneği Başkanı olarak
Son yıllarda imar barışı kapsamında verilen Yapı Kayıt Belgeleri, milyonlarca vatandaşın yıllardır çözülemeyen mülkiyet ve barınma sorunlarına geçici de olsa bir nefes aldırmıştır. Ancak bugün gelinen noktada, bu belgelerin iptali yönünde atılan adımlar, ciddi hak mağduriyetlerini de beraberinde getirmektedir.
Yapı Kayıt Belgesi almış vatandaşların büyük bir bölümü, devlete güvenerek, yasal bir zemine oturduğunu düşünerek bu sürece dahil olmuştur. Ödenen bedeller, yapılan başvurular ve alınan belgeler, vatandaş nezdinde bir “hukuki güvence” olarak algılanmıştır. Bu nedenle sonradan yapılan iptaller, yalnızca teknik bir düzenleme değil, aynı zamanda toplumsal güveni zedeleyen bir durum haline gelmiştir.
Özellikle şu hususların altını çizmek gerekir:
Birincisi, iyi niyetli vatandaş ile kötü niyetli kullanım arasında net bir ayrım yapılmamıştır. Pek çok kişi, mevcut yapısını kayıt altına alırken, hukuka aykırı yeni yapılaşmalarla aynı kefeye konulmaktadır. Bu durum, adalet duygusunu zedelemektedir.
İkincisi, geriye dönük iptaller, kazanılmış hak tartışmasını beraberinde getirmektedir. Vatandaşın devlete ödeyerek aldığı bir belgenin sonradan geçersiz sayılması, hukuk devleti ilkesine zarar verebilecek niteliktedir.
Üçüncüsü, sosyal boyut göz ardı edilmektedir. Bu yapıların önemli bir kısmı dar gelirli vatandaşların barınma ihtiyacını karşılamaktadır. İptaller sonrası ortaya çıkacak yıkım, tahliye ve cezai yaptırımlar, sosyal travmalara yol açabilecektir.
Bu çerçevede hükümete ve ilgili kurumlara şu önerilerimizi sunuyoruz:
İyi niyetli vatandaş korunmalıdır. Yapı Kayıt Belgesi alırken mevcut durumunu beyan eden ve sonradan usulsüz genişletme yapmayan vatandaşların hakları güvence altına alınmalıdır.
Kademeli ve adil bir çözüm modeli geliştirilmelidir. Tüm iptaller tek kalemde uygulanmamalı, risk durumu, çevresel etkiler ve sosyal durum dikkate alınarak farklı kategoriler oluşturulmalıdır.
Kazanılmış haklar gözetilmelidir. Devletin verdiği bir belgenin geriye dönük iptali yerine, alternatif çözümler (güçlendirme, dönüşüm, yeniden ruhsatlandırma) sunulmalıdır.
Şeffaflık ve iletişim artırılmalıdır. Vatandaşlara açık, anlaşılır ve net bilgi verilerek belirsizlik ortadan kaldırılmalıdır.
Sosyal destek mekanizmaları oluşturulmalıdır. Mağduriyet yaşayan dar gelirli vatandaşlar için kira yardımı, dönüşüm desteği gibi uygulamalar hayata geçirilmelidir.
Unutulmamalıdır ki hukuk devleti, yalnızca kurallar koyan değil, aynı zamanda vatandaşına güven veren devlettir. Yapı Kayıt Belgeleri üzerinden yaşanan bu süreçte, çözüm odaklı, adil ve insani bir yaklaşım benimsenmesi, hem toplumsal barış hem de devlet-vatandaş ilişkisi açısından hayati önem taşımaktadır.
Suriye vatandaşı olmak mı gerekiyor! Ceddimizin savaştığı toprakları siyaset kurumu öz vatandaşından hariç veremez!
Herkes İçin Adalet Derneği olarak, sürecin yakından takipçisi olmaya ve mağdur vatandaşların sesi olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.
MUHAMMET ÇİÇEK